Sözlü Sunum - 54

Non-parazitik dalak kistlerine cerrahi yaklaşım

S Sağ*, HS Yalçın Cömert**, Hİ Çakmak***, M İmamoğlu**, H Sarıhan**

*Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahi Bölümü,Trabzon
**Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Trabzon
***Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı, Rize

Giriş: Dalak kistleri oldukça nadir görülen lezyonlardır. Parazitik ve non-parazitik kistler olarak iki gruba ayrılırlar. Non-parazitik kistlerin cerrahi tedavisinde splenektomi geçmişte altın standart olarak görülmekteydi. Ancak günümüzde özellikle çocuklarda dalak koruyucu cerrahi ön plana çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda; çocukluk çağı non-parazitik dalak kistlerine cerrahi yaklaşımlarımızı karşılaştırılmalı olarak ortaya koymayı ve değerlendirmeyi amaçladık.

Olgular ve yöntem: 2012 -2017 tarihleri arasında non-parazitik dalak kisti nedeniyle cerrahi girişim yapılan olgular geriye dönük olarak incelendi. Yaş, cinsiyet, uygulanan cerrahi metod, patolojik tanı ve takip açısından olgular değerlendirildi.

Bulgular: Non-parazitik dalak kisti nedeniyle cerrahi girişim uygulanan sekiz olgunun (5 kız, 3 erkek) yaş ortalaması 15 yıl (minimum-maksimum: 9-18 yaş) idi. Hastaların genel olarak şikayetleri sol üst kadran ağrısı ve dolgunluk hissiydi. Beş hastaya  (% 62,5) parsiyel splenektomi, üç hastaya (% 38,5) ise total splenektomi uygulandı. Parsiyel splenektomi yapılan bir hastamıza daha önce perkütan drenaj yapılmış ancak kistin nüks ettiği görülmüştü. Ameliyat süreleri total splenektomilerde 75-90 dakika; parsiyel yapılanlarda 60-75 dakika arasında değişmekteydi. Hiçbir hastada komplikasyon görülmedi ve kan transfüzyonuna ihtiyaç olacak kadar kanama olmadı. Patoloji sonuçlarına bakıldığında dört hastamızda (% 50) epitalyal kist, üç hastamızda (%37,5) pseudokist ve bir hastamızda (%12,5) mezotelial kist olarak rapor edildi. Olgulara altı–sekiz hafta sonra yapılan kontrol ultrasonografide nüks görülmedi. Olgulara altı aylık periyotlarla ultrasonografi kontrolü önerildi şu ana kadar nüks görülmedi.

Sonuç: Dalak kistlerinin cerrahi tedavisinde her ne kadar splenektomi altın standart olarak görülse de günümüzde özellikle çocuklarda, dalağın immun sistem açısından öneminin iyice anlaşılmasıyla birlikte dalak koruyucu cerrahi ön plana çıkmaktadır. Kistin lokalizasyonu ve boyutları uygun olması durumunda dalak koruyucu cerrahi seçeneği öncelikli olarak düşünülebilir.

Oral Presentation - 54

Surgical approach to non-parasitic splenic cysts

S Sağ*, HS Yalçın Cömert**, Hİ Çakmak***, M İmamoğlu**, H Sarıhan**

*University Of Health Sciences,Kanuni Education and Research Hospital,Department Of Pediatric Surgery,Trabzon
**Karadeniz Technical University, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery, Trabzon
***Recep Tayyip Erdogan University, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery, Rize

Introduction: Splenic cysts are very rare lesions. Parasitic and non-parasitic cysts are divided into two groups. Splenectomy was seen as the gold standard for surgical treatment of non-parasitic cysts in the past. However, spleen-preserving surgery is the foreground especially in children today. In this study; we aimed to compare and evaluate our surgical approaches to childhood non-parasitic splenic cysts.

Patients and Methods: The patients who underwent surgery because of non-parasitic splenic cysts were examinated between 2012 and 2017 retrospectively. Age, sex, surgical method, pathologic diagnosis and follow-up of the patients were evaluated.

Results: The mean age of eight patients (5 girls, 3 males) who underwent surgical intervention for non-parasitic splenic cysts was 15 years (minimum-maximum: 9-18 years). The common complaints of the patients were left upper quadrant pain and fullness. Partial splenectomy was performed in five patients (62.5%), total splenectomy in three patients (38.5%). One patient with partial splenectomy had been performed percutaneous drainage before, but the cyst recurred. The operation times ranged from 75 to 90 minutes in total splenectomies and 60 to 75 minutes in partial splenectomies. No complications were seen in any patient and there was no bleeding required blood transfusion. According to pathology results, epitalial cyst were reported in four patients (50%), pseudocyst in three patients (37,5%) and mesothelial cyst in one patient (12,5%). There was no recurrence in the control ultrasound six-eight weeks after the surgery. Ultrasound was recommended for six months periods. No recurrence has been seen so far.

Conclusion: Althought splenectomy is seen as the gold standard in the surgical treatment of splenic cysts, the spleen-preserving surgery is the foreground in children as understanding importance for immune system today. If the localization and size of the cyst is appropriate, the choice of spleen-preserving surgery may be considered as priority.

 

Kapat