Poster - 97

BÜLLÖZ AKCİĞER HASTALIĞINDA TEDAVİ YÖNETİMİ

F Çelik, A Parlak, HM Ürekli, AN Gürpınar, H Doğruyol

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, BURSA

BÜLLÖZ AKCİĞER HASTALIĞINDA TEDAVİ YÖNETİMİ

 

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı spontan pnmotoraks ile tarafımıza başvurmuş ve büllöz akciğer hastalığı tanısı almış, tarafımızca opere edilmiş olan hastalarımızın verilerini ve klinik deneyimimizi sunmaktır.

 

Materyal – Metod: Kliniğimizde büllöz akciğer hastalığı tanısı ile opere edilmiş olan 6 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi.

 

Bulgular: 2011 – 2017 yılları arasında kliniğimizde 6 hastaya büllöz akciğer hastalığı tanısı konmuş ve opere edilmiştir. Hastalarımızın 5 tanesi erkek, 1 tanesi kızdır. Yaş ortalaması 15.8 yaş (11 – 18 yaş) idi. Başvuru yakınmaları ani göğüs ağrısı ve dispne (n:4) ve ani ve şiddetli öksürük ve dispne (n:2) şeklindeydi.

 

Bül yerleşimleri 1 hastada bilateral, 1 hastada sağ taraf ve 4 hastada sol taraf olacak şekildeydi. Hastalarımızın tamamı spontan pnömotoraks tablosu ile tarafımıza başvurmuş ve tüp torakostomi ile acil tedavileri yapılmıştır.

 

Takiben tüm hastalarımıza toraks BT çekilmiş, multpl kistleri olan ve lagerhans hücreli histiositozis tanısı olan 1 hasta hariç tümünde bül saptanmamış veya çok küçük boyutlu büller saptanmış, toraks tüpü çıkarıldıktan sonra rezidü pnömotoraks ve klinik semptomları olmadığı için öncelikle konservatif izlem programına alınmıştır. Konservatif takibe alınmış olan ve takiplerinde tekrar spontan pmönotoraks saptanan hastalarımıza torakotomi uygulanmıştır. Konservatif izleme alınmış olan hastalar tarafımıza 3 ay ile 1 yıl arasında tekrar pnömotoraks tablosu ile başvurmuşlardır.

 

Kist boyutları 2cm ile 9cm arası değişiklik göstermiştir. Peroperatuar bulgu olarak hastalarımızın tamamında apikal ve komşu segmentte bül veya büller saptanmıştır.

 

Hastalarımıza cerrahi yöntem olarak; wedge rezeksiyon (n:2), bül eksizyonu+lobektomi(n:1), segmentektomi(n:3) uygulanmıştır. Tüm hastalarda rezeksiyonlarda lineer stapler kullanılmıştır.

 

1 hastamızda yara yeri enfeksiyonu gelişmiş başka bir komplikasyon görülmemiştir.

 

Patolojik olarak 2 hastamız amfizem ve 4 hastamız büllöz amfizem şeklinde raporlanmıştır.

 

 Hastalarımızın ortalama taburculuk süresi 6 gün (4 – 9 gün) ve ortalama  takip süresi de 3.3 ay (2 – 6 ay) dır.

 

Sonuç: Büllöz Akciğer Hastalığı tedavisinde ilk değerlendirmede multıpl ve/veya çok sayda bül yoksa ve tüp torakostomi ile mevcut pnömotoraks ortadan kaldırılabildi ise ve hastalar asemptomatik ise torakotomi yapılmadan yakın takipte olmak kaydıyla hastalar konservatif olarak izlenebilir. Ancak çok sayıda bül saptanmış olması, sebat eden hava kaçağı varlığı durumlarında ve serimizdeki gibi hastaların tekrar pnömotoraks ile geri gelmiş olması durumlarında mutlaka cerrahi uygulanmalıdır.

Poster - 97

SURGICAL MANEGEMENT OF BULLOUS LUNG DISEASE

F Çelik, A Parlak, HM Ürekli, AN Gürpınar, H Doğruyol

Uludag University, Faculty of Medicine, Department of Pediatric Surgery, BURSA

SURGICAL MANEGEMENT OF BULLOUS LUNG DISEASE

 

AIM:  The aim of this study is to present our data and clinical experience of our patients who have been admitted with spontaneous pneumothorax our department and were diagnosed with bullous lung disease.

 

 

Material - Methods: We retrospectively evaluated the data of 6 patients who were diagnosed with bullous lung disease in our clinic.

 

RESULTS; Between the years of 2011 and 2017, six patients with bullous lung disease were diagnosed and treated in our clinic. There were 5 male and 1 female patients. The mean age was 15.8 years (11 - 18 years). The complaints on admission  were sudden chest pain and dyspnea (n: 4) and sudden and severe cough and dyspnea (n: 2).

 

Bulla location was bilateral in 1 patient, right side in 1 patient and left side in 4 patients. All of our patients were admitted with spontaneous pneumothorax and tube thoracostomy was performed in emergency servise.

 

Subsequently, Thorasic CT was performed for all of our patients , no bulla was detected except 1 patient with multifly cysts and with lagerhans cell histiocytosis. After  the thorax tube was removed and the residual pneumothorax and clinical symptoms were not present, it was initially taken to the conservative monitoring program. Thoracotomy was performed in patients who were conservatively followed up and whose spontaneous pneumothorax was detected in their follow-up. Patients who received conservative monitoring had recurrent pneumothorax between 3 months and 1 year.

Bulla sizes varied from 2 cm to 9 cm. Peroperative findings were apical and adjacent bullae or multiple  bullae in all of our patients.

 

As our surgical methods; Wedge resection (n: 2), bulla excision + lobectomy (n: 1) and segmentectomy (n: 3) were performed. Linear staplers were used for resection in all patients.

 

No other complication developed in our patient with wound infection.

 

Pathologically, 2 patients were reported as emphysema and 4 patients were reported as bullous emphysema.

 

  The mean duration of discharge for our patients is 6 days (4 - 9 days) and the mean follow - up period is 3.3 months (2 - 6 months).

 

CONCLUSIONS; If there are no multiple bullae in the initial evaluation of the Bullous Lung Disease and if the pneumothorax can be removed with tube thoracostomy and the patients are asymptomatic, follow-up can be done conservatively with close follow up without thoracotomy, but many bullae are found, persistent air leak conditions, Surgery should be performed when the patient applies   with recurrent  pneumothorax, and patients and their families should be warned about possible risks.

 

Kapat